Bu içeriği farklı bir yapay zeka aracında özetle:
Konya’da ticaret yapanların son yıllarda daha sık duymaya başladığı kelimelerden biri konkordato. Eskiden bu kavram daha çok büyük holdinglerin, dev fabrikaların ya da ulusal çapta faaliyet gösteren şirketlerin haberlerinde karşımıza çıkardı. Bugün ise durum biraz farklı. Organize sanayi bölgesindeki bir üretici de, şehir merkezindeki toptancı da, yıllardır aynı sektörde faaliyet gösteren bir aile şirketi de kendisini bir anda konkordato sürecini araştırırken bulabiliyor.

Peki neden?
Aslında cevabı yalnızca “işler kötü gitti” diyerek açıklamak mümkün değil. Bir işletmenin satışları devam ederken bile nakit akışı bozulabilir. Depoda milyonlarca liralık mal bulunabilir ama ertesi gün ödenecek çek için kasada yeterli para olmayabilir. Şirketin gayrimenkulleri, makineleri, araçları olabilir; fakat bunların hiçbiri cuma günü vadesi gelen banka taksidini doğrudan ödeyemez.
İş dünyasında bazen sorun kârsızlık değil, zamandır.
Para vardır ama henüz tahsil edilmemiştir. Mal satılmıştır ama ödeme üç ay sonra gelecektir. Buna karşılık banka kredisi, personel maaşı, vergi, SGK, tedarikçi ödemesi ve çeklerin bekleme gibi bir alışkanlığı yoktur. Hepsinin takvimde bir günü vardır.
Konya gibi üretim, tarım, sanayi, otomotiv, makine, gıda, mobilya ve toptan ticaretin birbirine sıkı biçimde bağlı olduğu bir şehirde bu durum zincirleme şekilde hissedilebilir.
Bir firmanın ödeme sorunu yalnızca o firmayı ilgilendirmez.
O firmaya sac satan işletmeyi de ilgilendirir. Nakliye yapan şirketi de ilgilendirir. Ambalaj tedarikçisini de ilgilendirir. Bankayı da, çalışanları da, hatta o işletmeden düzenli sipariş alan küçük esnafı bile etkileyebilir.
İşte konkordato tam da böyle dönemlerde gündeme gelir.
Konkordato denildiğinde neden herkes tedirgin oluyor?
Bir işletmenin konkordato ilan ettiğini duyduğunuzda çevrede genellikle aynı yorumlar yapılır.
“Firma batmış.”
“Paraları ödeyemiyor.”
“Herhalde kapanacak.”
“Herkes alacağını kaybetti.”
Oysa hukuki açıdan konkordato doğrudan iflas anlamına gelmez. Hatta sistemin temel düşüncesi çoğu zaman bunun tam tersidir. Borçlarını mevcut vadelerinde ödemekte zorlanan fakat faaliyetlerini sürdürebilecek durumda olan borçluya belirli bir hukuki koruma alanı oluşturmak amaçlanır.
Basit bir ifadeyle anlatırsak konkordato, borçlu ile alacaklıların kontrollü bir ödeme planı etrafında buluşmasını sağlayan hukuki bir yeniden yapılandırma sürecidir.
Bir şirket düşünelim.
Konya’da makine üretimi yapıyor. Siparişleri var, makineleri çalışıyor, personeli işinin başında. Hatta önümüzdeki altı ay için ciddi miktarda sipariş almış durumda.
Fakat geçmiş dönemde kullanılan yüksek maliyetli krediler birikmiş.
Bazı müşterilerin ödemeleri gecikmiş.
Dövizle alınan hammaddenin maliyeti yükselmiş.
Şirketin aylık tahsilatı 10 milyon TL iken, kısa vadeli ödemeleri 14 milyon TL’ye ulaşmış.
Bu şirket kâğıt üzerinde güçlü görünebilir. Fabrikası vardır, müşterisi vardır, üretim kabiliyeti vardır. Ancak nakit dengesi bozulduğu için birkaç ay içerisinde çeklerini ödeyemez hale gelebilir.
Böyle bir durumda şirket yöneticisinin önünde zor bir soru belirir:
“Şirketi tasfiye etmeye mi çalışacağız, yoksa borçları zamana yayarak işletmeyi yaşatabilir miyiz?”
Konkordato esas olarak ikinci ihtimalin hukuki zeminini oluşturmaya çalışır.
Lonca
Lonca Ön Muhasebe
Mysoft Lonca ile bulut ön muhasebe.
- Cari hesap ve borç-alacak takibi
- Stok, sipariş ve irsaliye
- e-Fatura / e-Arşiv entegrasyonu

Konya’da konkordato neden özellikle dikkat çekiyor?
Konya’nın ekonomik yapısı Türkiye’deki birçok şehirden biraz farklıdır. Şehir ekonomisini tek bir sektör üzerinden okumak kolay değildir. Tarımsal üretim güçlüdür, sanayi güçlüdür, otomotiv yan sanayi vardır, makine üretimi vardır, gıda sektörü vardır, savunma sanayisine çalışan işletmeler vardır, ihracat yapan çok sayıda şirket vardır.
Aynı zamanda Konya’da aile şirketi modeli oldukça yaygındır.
Bir işletme düşünün; baba kurmuş, çocuklar büyütmüş, üçüncü kuşak yönetime hazırlanmaktadır. Şirket belki otuz yıldır aynı sanayi bölgesindedir. Yüzlerce müşterisi vardır. Piyasada itibarı yüksektir.
Fakat ticarette uzun yıllar ayakta kalmış olmak, finansal sıkışıklık yaşanmayacağı anlamına gelmez.
Bazen tek bir büyük müşterinin ödemeyi geciktirmesi bile dengeleri bozabilir.
Bazen agresif yatırım yapılır.
Yeni fabrika binası alınır.
Yeni makineler leasing ile finanse edilir.
İhracatı artırmak için stok büyütülür.
Her şey planlandığı gibi giderken problem yoktur. Ancak satışların birkaç ay yavaşlaması, faizlerin yükselmesi veya tahsilat sürelerinin uzaması bir anda nakit akışını tersine çevirebilir.
İşletmelerin konkordato kavramıyla tanışması çoğu zaman tam olarak böyle olur.
Aslında şirket yöneticisi bir sabah kalkıp “Bugün konkordato ilan edelim” demez.
Süreç genellikle çok daha önce başlamıştır.
Önce banka limitleri zorlanır.
Sonra kredi kartları ve ticari krediler devreye girer.
Vadeler uzatılmaya çalışılır.
Tedarikçiler aranır.
“Çeki bir hafta sonra ödesek olur mu?”
“Bu faturayı iki taksite bölebilir miyiz?”
“Bu ay yalnızca bir kısmını gönderelim.”
Bu konuşmalar sıklaşmaya başladığında işletmenin finansal alarm ışıkları da yanmaya başlamış demektir.
Bazı işletmeler bu aşamada doğru finansal düzenlemeler yaparak toparlanabilir.
Bazıları ise borç yapısını artık normal ticari görüşmelerle yönetemeyecek noktaya gelir.
Konkordato seçeneği genellikle bu noktada ciddi biçimde masaya yatırılır.
Konkordato aslında ne sağlar?
Konkordato hakkında en fazla yanlış anlaşılan konulardan biri şudur:
Konkordato borçları sihirli şekilde ortadan kaldıran bir yöntem değildir.
“Mahkemeye başvurduk, artık borcumuz yok” gibi bir durum söz konusu değildir.
Borç devam eder.
Alacaklıların hakları devam eder.
Fakat ödeme biçimi yeniden düzenlenebilir.
Örneğin borçlu şirket alacaklılarına şöyle bir teklif sunabilir:
“Borçlarımın tamamını ödeyeceğim fakat bana 24 ay vade verin.”
Başka bir durumda farklı bir teklif gündeme gelebilir:
“Borçların belirli bir bölümünü belirli vadeler içerisinde ödeyeceğim.”
Her konkordato dosyası birbirinin aynısı değildir. Şirketin malvarlığı, borç yapısı, gelir oluşturma kapasitesi, ticari faaliyetinin sürdürülebilirliği ve alacaklıların durumu değerlendirilir.
Buradaki temel mantık aslında oldukça basittir.
Bir şirket bugün tamamen kapanırsa alacaklıların tahsil edeceği para ne kadar olacak?
Şirket faaliyetlerine devam ederek belirli bir ödeme planına bağlanırsa alacaklıların eline ne kadar geçecek?
Konkordato sistemi biraz da bu iki ihtimali karşılaştırır.
Eğer işletmenin yaşaması hem borçlu hem de alacaklı açısından daha rasyonel bir sonuç oluşturuyorsa yeniden yapılandırma seçeneği anlam kazanır.
Bir başka ifadeyle konkordato yalnızca borçluyu koruyan bir mekanizma değildir. Doğru kullanıldığında alacaklının da daha yüksek oranda tahsilat yapabilmesini sağlayabilecek bir sistemdir.
Lonca
Lonca Ön Muhasebe
Mysoft Lonca ile bulut ön muhasebe.
- Cari hesap ve borç-alacak takibi
- Stok, sipariş ve irsaliye
- e-Fatura / e-Arşiv entegrasyonu

“Şirket konkordato ilan etti” demek teknik olarak doğru mu?
Günlük hayatta çok sık kullanılan bir ifade vardır:
“Firma konkordato ilan etti.”
Aslında bu ifade halk arasında anlaşılır olsa da hukuki süreci tam olarak açıklamaz.
Şirket tek başına bir karar alıp konkordato sürecini başlatmış sayılmaz. Konkordato için ilgili mahkemeye başvuru yapılması ve belirli hukuki aşamaların yürütülmesi gerekir.
Başvuruyla birlikte mali tablolar, borç ve alacak listeleri, ödeme projeleri ve çeşitli belgeler gündeme gelir.
Mahkemenin dosyayı incelemesiyle birlikte geçici mühlet, konkordato komiseri, kesin mühlet ve alacaklıların değerlendirmesi gibi aşamalar ortaya çıkabilir.
Bu terimler ilk kez duyan biri için oldukça karmaşık gelebilir.
“Geçici mühlet ne demek?”
“Konkordato komiseri şirketi mi yönetiyor?”
“Alacaklı paramı ne zaman alacak?”
“Bankalar haciz yapabilir mi?”
“Şirket bu süreçte satış yapmaya devam edebilir mi?”
“Çalışanların maaşı ne olacak?”
“Çekler nasıl değerlendirilecek?”
Konya’da konkordato araştırması yapan insanların asıl merak ettiği meseleler de genellikle bunlar oluyor.
Çünkü konu yalnızca şirket sahibini ilgilendirmiyor.
Bir firmadan 500 bin TL alacağı bulunan tedarikçi için konkordato bambaşka bir anlam taşır.
Şirket çalışanı açısından başka bir anlam taşır.
Bankanın bakış açısı başkadır.
Şirket ortağının bakış açısı ise tamamen farklı olabilir.
Bu nedenle konkordatoyu tek cümleyle “borç erteleme” olarak anlatmak eksik kalır.
Konkordato ile iflas arasındaki fark neden önemli?
Konkordato ve iflas çoğu zaman aynı şeymiş gibi konuşuluyor. Halbuki aralarında önemli farklar vardır.
İflasta işletmenin ekonomik faaliyetinin sona ermesi veya malvarlığının tasfiye edilmesi ihtimali çok daha belirgin hale gelir.
Konkordatoda ise çoğu zaman temel amaç işletmenin ekonomik varlığını devam ettirebilmesidir.
Bunu günlük hayattan basit bir benzetmeyle düşünelim.
Bir kişinin aylık geliri 100 bin TL olsun.
Fakat farklı bankalara toplam 2 milyon TL borcu bulunduğunu ve aylık ödemelerinin 150 bin TL’ye ulaştığını düşünelim.
Bu kişinin gelir elde etme kapasitesi devam ediyor. Fakat mevcut ödeme planı sürdürülebilir değil.
Eğer borçları daha uzun vadeye yayılır ve aylık ödeme 70 bin TL seviyesine düşerse kişi borçlarını ödemeye devam edebilir.
İşletmelerde de benzer bir mantık ortaya çıkabilir.
Konkordatonun arkasındaki temel soru şudur:
“Bu borçluya makul bir süre ve uygulanabilir bir ödeme planı sağlanırsa borçlarını daha sağlıklı şekilde ödeyebilir mi?”
Cevap evetse konkordato anlamlı bir araç olabilir.
Fakat şirketin hiçbir geliri yoksa, üretim durmuşsa, malvarlığı ciddi biçimde erimişse ve gelecekte ödeme oluşturabilecek gerçekçi bir plan bulunmuyorsa tablo doğal olarak değişir.
Bu nedenle her finansal sıkıntı yaşayan işletme için konkordato doğru seçenek değildir.
Lonca
Lonca Ön Muhasebe
Mysoft Lonca ile bulut ön muhasebe.
- Cari hesap ve borç-alacak takibi
- Stok, sipariş ve irsaliye
- e-Fatura / e-Arşiv entegrasyonu

Konya’da işletmeler neden finansal darboğaza giriyor?
Bu sorunun tek cevabı yok.
Hatta bazen şirket sahibi bile başlangıçta sorunun nereden kaynaklandığını tam olarak göremeyebilir.
Örneğin satışlar artıyordur.
Ciro büyüyordur.
Fabrika çalışıyordur.
Dışarıdan bakıldığında işletme gayet iyi durumdadır.
Ancak ciro ile nakit aynı şey değildir.
Bir şirket 50 milyon TL satış yapmış olabilir. Fakat bu satışların tahsilatı altı ay sonra gerçekleşecekse işletmenin bugün kasasında yeterli para olmayabilir.
Buna karşılık işletmenin giderleri beklemez.
Hammadde alınacaktır.
Personel maaşı ödenecektir.
Elektrik faturası gelecektir.
Vergi çıkacaktır.
Kredi taksidi gelecektir.
İşte birçok ticari kriz burada başlar.
Özellikle hızlı büyüyen şirketlerde garip bir durum yaşanabilir: Firma büyüdükçe nakit ihtiyacı da büyür.
Daha fazla sipariş almak için daha fazla hammadde gerekir.
Daha fazla hammadde için daha fazla finansman gerekir.
Daha fazla üretim için yeni personel ve makine gerekir.
Şirket yöneticisi satışların artmasından memnundur ama işletme sermayesi ihtiyacı her ay biraz daha büyür.
Bir süre sonra şirketin en büyük problemi müşteri bulmak değil, büyümeyi finanse etmek haline gelir.
Konya’daki çok sayıda üretim şirketinin finansal yapısını değerlendirirken bu ayrım özellikle önemlidir.
Çünkü bazen dışarıdan “işleri çok iyi” görünen bir şirket, içeride ciddi bir likidite sorunu yaşıyor olabilir.
Konkordato ayıp mı?
Konya ticaret kültüründe güven, itibar ve verilen sözün tutulması son derece önemlidir.
Bu nedenle bazı işletme sahipleri konkordato kelimesini telaffuz etmekten bile çekinebilir.
“Piyasada ismimiz bozulur.”
“Tedarikçiler mal vermez.”
“Müşteriler yanlış anlar.”
“Otuz yıllık itibarımız var.”
Bu kaygıların tamamı anlaşılabilir.
Konkordato elbette hafife alınacak bir süreç değildir. Şirketin ticari ilişkilerini, bankalarla ilişkisini, tedarik zincirini ve piyasadaki algısını etkileyebilir.
Ancak yalnızca “insanlar ne der?” düşüncesiyle finansal problemi görmezden gelmek de bazen çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.
Ticarette en tehlikeli dönemlerden biri, şirket yöneticisinin problemin büyüklüğünü kabul etmek istemediği dönemdir.
Borç borçla kapatılır.
Yeni kredi eski krediyi öder.
Bir tedarikçiden alınan vade diğer tedarikçinin borcunu kapatır.
Çekler sürekli ileri tarihe ötelenir.
Bu yöntem birkaç ay işletmeyi ayakta tutabilir.
Fakat temel problem çözülmediyse borç yükü giderek ağırlaşır.
Bu nedenle konkordato hakkında konuşurken meseleye yalnızca “batmak” veya “kurtulmak” penceresinden bakmamak gerekir.
Asıl mesele şirketin finansal olarak sürdürülebilir olup olmadığıdır.
Konkordato bazen doğru zamanda kullanılan bir yeniden yapılanma aracı olabilir.
Bazen de çok geç başvurulmuş bir son savunma hattına dönüşebilir.
İki durum arasındaki farkı belirleyen şey çoğunlukla şirketin gerçek mali tablosudur.
Bir sonraki aşamada ise konkordato sürecinin Konya’da bir işletme açısından nasıl başladığını, başvurunun nereye yapıldığını, geçici mühletin ne anlama geldiğini ve konkordato komiserinin şirket üzerindeki rolünü anlamak gerekiyor. Çünkü işin asıl hukuki ve ticari boyutu tam olarak burada başlıyor.
Lonca
Lonca Ön Muhasebe
Mysoft Lonca ile bulut ön muhasebe.
- Cari hesap ve borç-alacak takibi
- Stok, sipariş ve irsaliye
- e-Fatura / e-Arşiv entegrasyonu

Konya’da Konkordato Başvurusu Nasıl Başlıyor?
Bir işletmenin finansal sıkışıklık yaşamasıyla konkordato sürecinin gerçekten başlaması arasında önemli bir mesafe vardır. Çünkü konkordato, şirket sahibinin muhasebecisini arayıp “Borçları donduralım” demesiyle devreye giren bir sistem değildir. Ortada mahkeme tarafından incelenecek ciddi bir dosya, mali verilerle desteklenmiş bir proje ve alacaklıların karşısına çıkarılabilecek gerçekçi bir ödeme önerisi bulunması gerekir.
Konya’da faaliyet gösteren bir şirket üzerinden düşünelim.
Şirket yıllardır metal sektöründe çalışıyor. Elli personeli var. Fabrika kiralık değil, kendisinin. Makineleri var, müşterileri var, aylık düzenli satışları da devam ediyor. Fakat son iki yılda kullanılan ticari krediler ve işletme sermayesi finansmanları ciddi bir yük oluşturmuş.
Bir tarafta banka taksitleri geliyor.
Diğer tarafta vadeli hammadde borçları var.
Piyasaya verilmiş çekler bulunuyor.
Vergi ve personel giderleri devam ediyor.
Üstelik şirketin müşterilerinden olan alacaklarının önemli bölümü henüz tahsil edilmemiş.
Şirket sahibi masaya oturup hesabı yaptığında acı gerçekle karşılaşıyor.
Önümüzdeki üç ay içerisinde ödenmesi gereken para, şirketin aynı dönemde oluşturabileceği nakitten çok daha fazla.
İşte konkordato tartışması çoğu zaman bu noktada ciddileşiyor.
Konkordatoya kimler başvurabilir?
Konkordato yalnızca dev şirketlerin kullanabileceği bir yol değildir. Kanundaki sistem, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya yakın gelecekte ödeyememe tehlikesi bulunan borçlular açısından konkordato talebine imkân tanır. Bu nedenle her başvuruyu “şirket tamamen batmış” şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Hatta bazı konkordato başvurularının mantığı, ödeme krizi büyümeden müdahale etmektir.
Buradaki “yakın gelecekte ödeme güçlüğü” ifadesi oldukça önemli.
Çünkü bir şirketin konkordato hakkında düşünmek için mutlaka bütün çeklerinin karşılıksız çıkmasını beklemesi gerekmez.
Aksine finansal yönetim açısından daha sağlıklı olan, problemin önceden fark edilmesidir.
Örneğin şirket yöneticisi önündeki altı aylık nakit akış tablosunu hazırladığında ekim ayında ciddi bir açık oluşacağını görebilir. Bugün bütün ödemeleri düzenli yapılmasına rağmen birkaç ay sonra sistemin tıkanacağı bellidir.
İşte meseleye yalnızca bugünkü banka bakiyesiyle bakmamak gerekir.
İyi bir işletme yönetimi biraz da üç ay, altı ay, bir yıl sonrasını okuyabilmektir.
Lonca
Lonca Ön Muhasebe
Mysoft Lonca ile bulut ön muhasebe.
- Cari hesap ve borç-alacak takibi
- Stok, sipariş ve irsaliye
- e-Fatura / e-Arşiv entegrasyonu

Başvuru nereye yapılır?
Konkordato sürecinde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Konya Adliyesi bünyesinde de asliye ticaret mahkemeleri bulunmaktadır.
Fakat burada “Konya’da şirketim var, o halde herhangi bir ticaret mahkemesine gidip dilekçe verebilirim” gibi basit bir mantık kurulmamalıdır. Yetki meselesi borçlunun hukuki statüsüne ve kanundaki yetki kurallarına göre değerlendirilir.
Zaten konkordato başvurusunun en kritik taraflarından biri de dosyanın daha ilk aşamada doğru hazırlanmasıdır.
Çünkü mahkemenin önüne yalnızca bir dilekçe gitmez.
Konkordato ön projesi başta olmak üzere şirketin mali durumunu ortaya koyan belgeler, borç ve alacak yapısına ilişkin bilgiler ve mevzuatın aradığı diğer evraklar dosyanın temelini oluşturur.
2026 yılında yapılan düzenlemelerle de konkordato başvurularında sunulan belge ve raporların daha etkin denetlenmesi yönünde yeni adımlar atıldı. Adalet Bakanlığı, 13 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelik değişikliğinin özellikle başvurulardaki mali belgelerin güvenilirliğini ve sistemin kötüye kullanılmasının önlenmesini hedeflediğini açıkladı.
Yani artık “Bir proje hazırlayalım, birkaç rakam yazalım, mahkemeden süre alırız” düşüncesiyle hareket etmek zaten yanlış olan bir yaklaşımı daha da riskli hale getiriyor.
Konkordato projesinin kâğıt üzerinde değil, işletmenin gerçek hayatında karşılığı olması gerekir.
Konkordato ön projesi neden bu kadar önemli?
Konkordato dosyasının belki de en çok konuşulması gereken bölümü ön projedir.
Çünkü aslında borçlu şirket burada basit fakat ağır bir soruya cevap vermeye çalışır:
“Bu borçları nasıl ödeyeceksin?”
Şirketin cevabı gerçekçi olmak zorundadır.
“İşlerimiz düzelir.”
“Satışlarımız artacak.”
“Yeni müşteriler bulacağız.”
“Piyasa açılırsa rahatlarız.”
Bunlar umut olabilir ama finansal proje değildir.
Diyelim ki Konya’daki bir üretim şirketinin konkordatoya tabi toplam 100 milyon TL borcu bulunuyor.
Şirket şöyle bir plan hazırlıyor:
İlk yıl faaliyetlerini toparlayacak.
Kârlılığı artıracak.
Gereksiz gayrimenkullerden birini satacak.
Ortaklardan sermaye desteği gelecek.
İhracattan düzenli nakit oluşturulacak.
Borçlar belirlenen vadelerde ödenecek.
Bu iddiaların her biri rakamlarla desteklenmelidir.
Gayrimenkul gerçekten var mı?
Satılabilir değeri ne kadar?
Şirketin faaliyet kârı bunu destekliyor mu?
İhracat yaptığı müşteriler gerçekten mevcut mu?
Siparişleri var mı?
Üretim kapasitesi yeterli mi?
Şirket geçmiş yıllarda ne kadar ciro oluşturmuş?
Öngörülen gelir artışı gerçekçi mi?
Konkordato dosyasının güvenilirliği biraz da bu soruların cevaplarında ortaya çıkar.
Çünkü mahkeme açısından mesele yalnızca borçlunun zaman istemesi değildir. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı da değerlendirilir.
Lonca
Lonca Ön Muhasebe
Mysoft Lonca ile bulut ön muhasebe.
- Cari hesap ve borç-alacak takibi
- Stok, sipariş ve irsaliye
- e-Fatura / e-Arşiv entegrasyonu

Geçici mühlet nedir?
Konkordato konuşmalarında ilk karşılaşılan teknik kavramlardan biri “geçici mühlet”tir.
İsmi biraz ağır geliyor ama temel mantığı anlaşılabilir.
Mahkeme, gerekli belgelerin eksiksiz biçimde sunulduğunu tespit ettiğinde geçici mühlet kararı verebilir ve borçlunun malvarlığını korumaya yönelik gerekli tedbirleri alır. Kanundaki düzenleme geçici mühlet mekanizmasını, konkordato talebinin ciddi biçimde incelenebilmesi için oluşturulan ilk koruma dönemi olarak kurgular.
Bunu ticari hayattan bir görüntüyle açıklamak daha kolay olabilir.
Bir fabrika düşünün.
Dışarıda yirmi alacaklı ayrı ayrı icra işlemleri yapmaya çalışıyor.
Biri makineye yöneliyor.
Diğeri hesaba haciz koymaya çalışıyor.
Bir başkası araçları takip ediyor.
Bankalar ayrı taraftan ilerliyor.
Bu sırada şirket bir yandan üretim yapmaya çalışıyor.
Böyle bir ortamda şirketin sağlıklı biçimde yeniden yapılandırılması oldukça zorlaşır.
Konkordato mühletinin oluşturduğu hukuki koruma alanının mantığı burada ortaya çıkar.
Borçlunun ekonomik yapısının kontrollü bir ortam içerisinde değerlendirilmesine imkân sağlanır.
Ancak bu durumu “Şirket artık kimseye borç ödemiyor ve kimse bir şey yapamıyor” şeklinde okumak da doğru değildir.
İcra ve İflas Kanunu, mühletin alacaklılar açısından sonuçlarını ayrıntılı biçimde düzenler. Genel kural olarak mühlet içerisinde borçlu aleyhine yeni takip yapılamaması, başlamış takiplerin durması ve ihtiyati haciz gibi bazı işlemlerin uygulanamaması söz konusudur; ancak kanunda bunun istisnaları da bulunmaktadır.
Dolayısıyla konkordato hukukunda neredeyse her önemli cümlenin sonunda şu uyarıyı yapmak gerekir:
Somut borcun niteliğine bakmak gerekir.
Geçici mühlet şirket için bir tatil dönemi değildir
Bazı insanların zihninde şöyle bir görüntü oluşuyor:
Mahkeme konkordato kararı verdi.
Şirket rahatladı.
Borçlar bekliyor.
Patron da işine devam ediyor.
Gerçekte süreç bundan oldukça farklıdır.
Geçici mühlet aynı zamanda şirketin ciddi biçimde incelendiği dönemdir.
Gelirler incelenir.
Giderler incelenir.
Borçların yapısı değerlendirilir.
Şirketin faaliyetlerinin sürdürülebilir olup olmadığına bakılır.
Konkordato projesinin başarı şansı değerlendirilir.
Yani şirketin nefes aldığı kadar hesap verdiği bir dönemden söz ediyoruz.
Hatta belki de şirket tarihinde mali yapının en fazla mercek altına alındığı dönemlerden biri yaşanır.
Yıllardır şirket içerisinde alışkanlık haline gelmiş uygulamalar bu dönemde daha görünür hale gelebilir.
Şirket ortağının şirket hesabından yaptığı harcamalar...
Gerçek faaliyetle ilgisi bulunmayan giderler...
Tahsil edilemeyen eski alacaklar...
Değerinin üzerinde kayıtlı stoklar...
Atıl makineler...
Birbirine bağlı şirketler arasındaki para hareketleri...
Konkordato süreci yalnızca dışarıdaki alacaklılarla hesaplaşma değil, şirketin kendi mali yapısıyla da yüzleşmesidir.
Lonca
Lonca Ön Muhasebe
Mysoft Lonca ile bulut ön muhasebe.
- Cari hesap ve borç-alacak takibi
- Stok, sipariş ve irsaliye
- e-Fatura / e-Arşiv entegrasyonu

Konkordato komiseri kimdir?
Konkordato dosyasında en önemli aktörlerden biri konkordato komiseridir.
Komiser denilince bazen şirketin başına devlet tarafından bir yönetici atandığı düşünülüyor.
Bu her dosyada doğru değildir.
Kanunun temel sisteminde borçlu faaliyetlerine komiserin nezareti altında devam edebilir. Mahkeme gerekli gördüğünde bazı işlemlerin ancak komiserin izniyle yapılmasına veya belirli şartlarda işletmenin faaliyetinin komiser tarafından yürütülmesine ilişkin kararlar verebilir.
Komiserin görevleri arasında konkordato projesinin tamamlanmasına katkıda bulunmak, borçlunun faaliyetlerini gözetmek, mahkemeye rapor vermek ve alacaklıların süreç hakkında bilgi edinmesini sağlamak gibi önemli işler bulunur.
Bu yüzden komiseri yalnızca “şirketin başında duran kişi” şeklinde tarif etmek eksik kalır.
Bir bakıma komiser mahkemenin sahadaki gözü ve kulağıdır.
Şirketin söylediğiyle gerçekte yaşananın uyuşup uyuşmadığını değerlendirir.
Örneğin şirket konkordato projesinde aylık 8 milyon TL faaliyet kârı oluşturacağını söylüyorsa fakat birkaç ay boyunca zarar etmeye devam ediyorsa bunun önemi vardır.
Şirket gereksiz biçimde yeni borçlara giriyorsa önemlidir.
Ortaklara şüpheli para transferleri yapılıyorsa önemlidir.
Şirket malvarlığı azalıyor ve proje her geçen ay daha uygulanamaz hale geliyorsa bu da önemlidir.
Çünkü konkordato sürecinde zaman sonsuz değildir.
Amaç şirketi yıllarca koruma altında tutmak değil, gerçekten uygulanabilir bir çözüm üretmektir.
Şirket sahibi istediği her şeyi yapmaya devam edebilir mi?
Hayır.
Konkordato mühleti şirket sahibinin işletme üzerindeki tasarruf imkanlarını tamamen ortadan kaldırmasa da önemli sınırlamalar getirir.
Kanun kapsamında borçlu kural olarak komiser nezareti altında faaliyetlerini sürdürebilir. Bununla birlikte mahkeme izni olmaksızın rehin tesis edilmesi, kefil olunması ve bazı önemli varlıkların devredilmesi gibi işlemler sınırlandırılmıştır.
Bunun nedenini anlamak zor değil.
Şirket konkordato korumasına girip ertesi gün fabrikanın arsasını şirket sahibinin yakınlarından birine devredebilse sistemin hiçbir anlamı kalmazdı.
Alacaklılar neye güvenecekti?
Bu nedenle konkordato bir taraftan borçluya koruma sağlarken diğer taraftan borçlunun hareket alanını da denetler.
Sistemin özü aslında burada saklıdır.
Borçluya zaman verilir ama sınırsız özgürlük verilmez.
Alacaklının tahsilat yolları belirli ölçülerde sınırlanır ama alacaklı tamamen sistemin dışına itilmez.
Mahkeme koruma sağlar ama şirketin her talebini otomatik olarak kabul etmek zorunda değildir.
Komiser denetim yapar ama şirketi mutlaka kendisi yönetmez.
Konkordato biraz da bu hassas dengeler üzerine kuruludur.
Lonca
Lonca Ön Muhasebe
Mysoft Lonca ile bulut ön muhasebe.
- Cari hesap ve borç-alacak takibi
- Stok, sipariş ve irsaliye
- e-Fatura / e-Arşiv entegrasyonu

Peki kesin mühlet ne zaman geliyor?
Geçici mühlet döneminde yapılan değerlendirmeler sonucunda konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaati oluşursa kesin mühlet aşamasına geçilebilir.
Kanunda kesin mühlet için temel süre bir yıl olarak düzenlenmiş, güçlük arz eden özel durumlarda belirli şartlarla altı aya kadar uzatma imkânı tanınmıştır.
Burada kullanılan “kesin” kelimesi bazen yanlış anlaşılabiliyor.
Kesin mühlet verilmesi, “Konkordato artık kesin kabul edildi” anlamına gelmez.
Şirketin borçlarının silindiği anlamına hiç gelmez.
Mahkeme yalnızca sürecin devam etmesine ve projenin olgunlaştırılmasına imkân tanımış olur.
Önümüzde hâlâ alacaklıların bildirimi, alacakların değerlendirilmesi, konkordato teklifinin oylanması ve mahkemenin tasdik incelemesi gibi son derece önemli aşamalar vardır.
Hatta süreç içerisinde konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılırsa tablo borçlu açısından oldukça ağırlaşabilir. Kanun belirli şartların oluşması halinde kesin mühletin kaldırılmasını, konkordato talebinin reddini ve iflasa tabi borçlular bakımından bazı durumlarda iflas kararı verilmesini de öngörmektedir.
Yani konkordato başvurusunda bulunmak bir güvenlik düğmesine basmak değildir.
Daha çok işletmeye şu fırsatın verilmesidir:
“Finansal olarak gerçekten yaşayabilecek durumdaysan bunu göster ve borçlarını uygulanabilir bir plana bağla.”
Gösteremezsen koruma sonsuza kadar devam etmez.
İşte bundan sonraki bölümde konkordatonun işletme sahibinden çok alacaklının gözünden nasıl göründüğüne bakmak gerekiyor. Çünkü Konya’da bir firmanın konkordato haberini alan tedarikçinin ilk düşündüğü şey hukuki teoriler değildir.
Aklından geçen çok daha basit bir sorudur:
“Benim param ne olacak?”
Bu sorunun cevabı ise alacak bildirimi, konkordato oylaması, rehinli alacaklar, çekler, bankalar ve konkordato projesinin tasdik edilmesi gibi sürecin belki de en kritik aşamalarına bizi götürüyor.
Konkordato İlan Eden Bir Firmadan Alacağınız Varsa Ne Olur?
Konkordato haberinin şirket sahibi açısından anlamı başka, alacaklı açısından tamamen başkadır.
Konya’da yıllardır birlikte çalıştığınız bir müşteriniz olduğunu düşünün. Düzenli olarak ürün gönderiyorsunuz. Aranızda belki on yıllık bir ticari ilişki var. Son sipariş için 750 bin TL tutarında mal teslim ettiniz ve karşılığında üç ay vadeli çek aldınız.
Bir sabah telefona bakıyorsunuz.
Müşteriniz hakkında konkordato haberi dolaşıyor.
İlk tepki çoğu zaman aynı oluyor:
“Bizim çek ne olacak?”
Ardından ikinci soru geliyor:
“Paramızı artık alamayacak mıyız?”
Burada paniğe kapılıp kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek yerine konkordato dosyasının hangi aşamada olduğunu anlamak gerekir. Çünkü “konkordato başvurusu yaptı”, “geçici mühlet aldı”, “kesin mühlet verildi” ve “konkordatosu tasdik edildi” ifadeleri birbirinden farklı hukuki aşamaları anlatır.
Her biri aynı şey değildir.
Üstelik piyasadaki söylentilerle mahkeme kararları arasında ciddi farklar bulunabilir.
Bu nedenle alacaklı açısından ilk yapılması gerekenlerden biri resmi ilanları takip etmektir.
Geçici mühlet kararları ilan edilir ve kanunda belirtilen kurumlara bildirilir. Ayrıca alacaklıların belirli aşamalarda itiraz etme ve daha sonra alacaklarını bildirme hakları vardır. Konkordato sürecinde alacaklıların, komiser tarafından yapılan ilan üzerine ilan tarihinden itibaren on beş gün içerisinde alacaklarını bildirmeye davet edilmesi öngörülmektedir. Bilançoda kayıtlı olmayan bir alacağın zamanında bildirilmemesi, konkordato projesinin müzakerelerine katılım açısından önemli sonuçlar doğurabilir.
Bu yüzden “Nasıl olsa şirketin muhasebesinde faturamız vardır” düşüncesiyle süreci tamamen kendi haline bırakmak doğru olmayabilir.
Alacağın miktarı yüksekse dosya profesyonel biçimde takip edilmelidir.
Lonca
Lonca Ön Muhasebe
Mysoft Lonca ile bulut ön muhasebe.
- Cari hesap ve borç-alacak takibi
- Stok, sipariş ve irsaliye
- e-Fatura / e-Arşiv entegrasyonu

Çek Elimdeyse Param Garanti mi?
Ticarette çek psikolojik olarak güçlü bir güvence gibi görülür.
Özellikle Konya’daki geleneksel ticaret düzeninde hâlâ çok sık kullanılan bir yöntemdir.
Mal verilir.
Karşılığında çek alınır.
Çek kasaya kaldırılır ve ödeme günü beklenir.
Normal şartlarda sistem anlaşılırdır.
Ancak borçlu konkordato sürecine girdiğinde konu yalnızca çekin üzerinde yazan tarihten ibaret olmaktan çıkar.
Çünkü konkordato mühletinin takip hukukuna ilişkin sonuçları vardır.
Bu nedenle elinizde çek bulunması, konkordato sürecinden tamamen bağımsız hareket edebileceğiniz anlamına gelmez.
Aynı şekilde çekin bulunması da alacağın yok olduğu anlamına gelmez.
Alacak vardır.
Fakat tahsilat yolu, zamanlaması ve konkordato projesinden nasıl etkileneceği ayrıca değerlendirilir.
Buradaki kritik ayrım şudur:
Bir ticari alacağınızın olması başka şeydir, o alacağı hemen tahsil edebilmeniz başka şeydir.
Konkordato zaten bu ikisinin birbirinden ayrıldığı dönemlerden biridir.
Dolayısıyla piyasada bazen duyulan “Konkordato aldı, çekler artık geçersiz” şeklindeki cümleler doğru değildir.
Çek bir anda yok olmaz.
Borç ortadan kaybolmaz.
Fakat borcun hangi şartlarda tahsil edileceği konkordato hukukunun kuralları içerisine girer.
Alacaklı Neden Süreci Yakından Takip Etmeli?
Konkordato dosyasını yalnızca borçlunun avukatı ve muhasebecisi takip etmez.
Alacaklı açısından da ciddi bir ekonomik karar söz konusudur.
Diyelim ki bir şirketten 100 bin TL alacağınız var.
Belki sizin işletmeniz için yönetilebilir bir rakamdır.
Fakat başka bir tedarikçinin aynı şirketten 8 milyon TL alacağı bulunabilir.
Bu tedarikçinin kendi banka kredileri ve çekleri de varsa borçlunun konkordatosu bu kez onun nakit akışını bozabilir.
İşte ticaretteki zincirleme risk tam olarak burada ortaya çıkar.
A firması ödeme yapamaz.
B firması alacağını tahsil edemez.
B firması C firmasına olan borcunu geciktirir.
C firmasının bankaya ödemesi aksar.
Bir şirketin finansal sıkıntısı birkaç ay içerisinde onlarca işletmenin bilançosuna yayılabilir.
Konya gibi firmaların birbirleriyle yoğun ticari ilişki içerisinde bulunduğu şehirlerde bu zinciri daha net görmek mümkündür.
Sanayide aynı firma hem bir işletmenin müşterisi hem başka bir işletmenin tedarikçisi olabilir.
Bu nedenle konkordato yalnızca mahkeme koridorlarında konuşulan hukuki bir mesele değildir.
Aynı zamanda zincirleme bir nakit akışı meselesidir.
E-Ticaret
E-Ticaret
ikas ile satışa hazır online mağaza.
- Ürün, stok ve varyant yönetimi
- Ödeme ve sanal POS entegrasyonu
- Kargo anlaşmaları panelden

Alacaklılar Toplantısında Ne Oluyor?
Konkordato sürecinin en kritik bölümlerinden biri alacaklıların konkordato projesini değerlendirdiği aşamadır.
Borçlu bir ödeme önerisi sunar.
Fakat “Ben borcumu beş yılda ödeyeceğim” demesi tek başına yeterli değildir.
Konkordato projesinin kanunda öngörülen çoğunluklardan biri tarafından kabul edilmesi gerekir.
Mevcut sistemde proje, kaydedilmiş alacaklıların ve alacakların yarısını aşan çoğunluğun veya kaydedilmiş alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunluğun desteğini sağlaması halinde kabul edilmiş sayılır. Her alacaklı da otomatik olarak çoğunluk hesabına aynı biçimde dahil edilmez; kanun bazı alacaklar ve yakınlık ilişkileri bakımından özel kurallar öngörür.
Bu teknik oranları bir kenara bırakırsak toplantının temel sorusu aslında oldukça basittir:
“Borçlunun sunduğu teklif kabul edilebilir mi?”
Alacaklı bunu değerlendirirken doğal olarak kendi çıkarına bakar.
Örneğin şirket şunu söylüyor olabilir:
“Alacağınızın yüzde 100’ünü ödeyeceğim ama üç yıl vade istiyorum.”
Alacaklı düşünür:
Üç yıl beklemek mi daha mantıklı?
Yoksa şirketin iflas etmesi halinde tasfiyeden çıkacak tutarı beklemek mi?
Başka bir projede borçlu farklı bir teklif sunabilir.
Bu kez ödeme daha kısa sürede yapılacaktır fakat alacağın tamamı değil belirli kısmı teklif edilecektir.
Alacaklı yine hesap yapar.
Çünkü ticari hayatta 1 milyon TL’nin bugün alınmasıyla dört yıl sonra alınması aynı şey değildir.
Enflasyon vardır.
Finansman maliyeti vardır.
Paranın alternatif kullanım maliyeti vardır.
Alacaklının da kendi borçları vardır.
Bu yüzden konkordato oylaması yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ciddi bir finansal hesaplama sürecidir.
Alacaklı “Hayır” Derse Her Şey Biter mi?
Hayır.
Bir alacaklının projeye karşı çıkması konkordatonun otomatik olarak reddedileceği anlamına gelmez.
Sistem bireysel değil, belirli çoğunluklar üzerinden işler.
Bu nedenle sizin projeye “hayır” demenize rağmen gerekli kanuni çoğunluk sağlanabilir.
Benzer biçimde borçlu şirketin en büyük alacaklılarından birinin projeyi desteklemesi de tek başına her durumda yeterli olmayabilir.
Alacaklı sayısı ile alacak tutarlarının birlikte önem taşımasının sebebi budur.
Bir örnek düşünelim.
Bir şirketin yüzlerce küçük tedarikçisi ve birkaç büyük banka borcu olabilir.
Başka bir şirketin ise yalnızca yirmi alacaklısı vardır fakat borcun büyük kısmı iki finans kuruluşunda toplanmıştır.
İki şirketin konkordato görüşmeleri doğal olarak aynı dinamiklere sahip olmayacaktır.
Bu nedenle her konkordato dosyasının kendi içinde değerlendirilmesi gerekir.
“Komşu firma konkordatoya girdi, onlar böyle yaptı” diye kurulan planların en büyük sorunu da budur.
İki şirket dışarıdan birbirine benzese bile bilançoları tamamen farklı olabilir.
E-Kontör
E-Kontör
Mysoft e-belge süreçleri için kontör yükleme.
- 100’den 10.000 kontöre kadar paketler
- Fiyatlar KDV dahil
- e-Fatura / e-arşiv / e-irsaliye uyumlu

Bankalar Konkordatoda Ne Yapıyor?
Konkordato konuşulurken en fazla merak edilen taraflardan biri bankalardır.
Çünkü finansal sıkıntıya giren işletmelerde borcun önemli bir kısmı çoğu zaman banka kredilerinden oluşur.
Ticari kredi...
Rotatif kredi...
Taksitli işletme kredisi...
Teminat mektubu...
Leasing...
Kredi kartları...
İpotekli finansman...
Şirketin yıllar içerisinde kullandığı finansman araçları üst üste geldiğinde banka borçlarının toplamı ciddi rakamlara ulaşabilir.
Ancak bankanın alacağının teminatlı olup olmadığı önemlidir.
Örneğin şirketin fabrikası üzerinde banka lehine ipotek olabilir.
Bir makine üzerinde rehin bulunabilir.
Ortak kefaletleri olabilir.
Başka teminatlar bulunabilir.
Bu nedenle “Banka da diğer tedarikçilerle tamamen aynı durumda” demek doğru olmaz.
Rehinli alacaklar konkordato sisteminde ayrıca ele alınır ve kanunda bunlara ilişkin özel hükümler bulunur.
Bir şirket sahibinin konkordato hesabı yaparken yalnızca toplam borcu görmesi bu yüzden yeterli değildir.
100 milyon TL toplam borcun ne kadarı bankaya?
Ne kadarı rehinli?
Ne kadarı ticari tedarikçiye?
Ne kadarı kamu borcuna?
Ne kadarı işçilere?
Ne kadarı grup şirketlerine?
Borçların niteliği en az toplam tutarı kadar önemlidir.
Personel Maaşları ve İşçi Alacakları Ne Olur?
İşletmenin konkordatoya girmesi çalışanlar açısından da doğal olarak endişe yaratır.
“Fabrika kapanacak mı?”
“Maaşlarımız ödenecek mi?”
“İşten çıkarılacak mıyız?”
Bu soruların tek bir dosyaya bakmadan kesin cevabını vermek mümkün değildir.
Çünkü konkordatonun amacı çoğu zaman faaliyetin devamıdır ve üretimini sürdüren işletmenin personele ihtiyacı vardır.
Ancak işçilik alacaklarının konkordato içerisindeki konumu sıradan ticari alacaklardan farklı olabilir. İcra ve İflas Kanunu bazı imtiyazlı alacakları özel olarak korur; Adalet Bakanlığı da konkordato sistemine ilişkin açıklamalarında işçi ve nafaka alacaklarının korunmasına özellikle dikkat çekmektedir.
Pratik tarafta ise şirketin yaşayabilmesi için çalışanların güveninin korunması önemlidir.
Düşünün, yüz çalışanı bulunan bir fabrika konkordatoya girdi.
Eğer ertesi hafta kilit mühendisler, ustabaşıları ve satış ekibi şirketten ayrılırsa şirketin ön projesinde öngördüğü cironun gerçekleşmesi daha da zorlaşabilir.
Bu nedenle başarılı bir yeniden yapılandırma yalnızca banka ve tedarikçi borçlarını düzenlemekten ibaret değildir.
İnsan kaynağını da korumak gerekir.
E-Ticaret
E-Ticaret
ikas ile satışa hazır online mağaza.
- Ürün, stok ve varyant yönetimi
- Ödeme ve sanal POS entegrasyonu
- Kargo anlaşmaları panelden

Konkordato Sürecinde Şirket Yeni İş Yapabilir mi?
Bu sorunun cevabı çoğu durumda evettir.
Hatta şirketin hiçbir iş yapmaması konkordato mantığıyla çelişebilir.
Çünkü borçları ödemek için gelir oluşturması gerekir.
Konya’da bir makine üreticisinin konkordato sürecinde olduğunu düşünelim.
Eğer müşteri siparişleri tamamen durursa şirket nasıl nakit oluşturacak?
Personel nasıl çalışacak?
Hammadde nasıl alınacak?
Konkordato borçlunun ticari hayatını otomatik olarak sona erdirmez.
Tam tersine, birçok dosyada amaç ekonomik faaliyetin devam ederek şirketin borç ödeme kapasitesinin korunmasıdır.
Ancak konkordatoya giren işletmenin yeni ticaret yaparken daha dikkatli olması gerekir.
Eski borç problemini çözerken yeni ve kontrolsüz borçlar oluşturmak sistemi daha da kötü hale getirebilir.
Şirketin faaliyetinden pozitif nakit üretmesi beklenirken her ay yeni açık vermesi ciddi bir alarm işaretidir.
Bir noktadan sonra şu soru kaçınılmaz hale gelir:
“Biz eski borçları mı yapılandırıyoruz, yoksa her ay yeni bir borç mu üretiyoruz?”
İyi hazırlanmış bir konkordato projesinin cevabı net olmalıdır.
Tedarikçiler Konkordato Sürecindeki Firmaya Mal Vermeye Devam Eder mi?
Hukuki taraf bir yana, konkordatonun en zor ticari sonuçlarından biri budur.
Bir hammadde tedarikçisi düşünelim.
Geçmişten 2 milyon TL alacağı var.
Müşterisi konkordatoya girmiş.
Aynı müşteri ertesi gün arıyor:
“Üretime devam etmemiz gerekiyor. Bize yeniden mal gönder.”
Tedarikçinin vereceği cevap kolay değildir.
Eski parasını alamamışken neden yeni risk alsın?
Bu nedenle konkordato sürecindeki işletmelerde ticari şartların değişmesi şaşırtıcı değildir.
Eskiden 90 gün vade ile mal veren tedarikçi peşin çalışmak isteyebilir.
Çek kabul eden firma banka havalesi talep edebilir.
Kredi limiti düşürülebilir.
Sipariş miktarı sınırlandırılabilir.
İşte konkordato projesi hazırlanırken gözden kaçırılmaması gereken konulardan biri budur.
Şirket geçmişte 120 gün vadeyle hammadde alıyorsa ve bütün proje bu vadeye göre hazırlanmışsa, konkordatodan sonra tedarikçiler “Artık peşin çalışırım” dediğinde nakit akış hesabı tamamen değişebilir.
Kâğıt üzerindeki proje ile gerçek ticaret hayatının ayrıldığı noktalardan biri tam olarak burasıdır.
E-Kontör
E-Kontör
Mysoft e-belge süreçleri için kontör yükleme.
- 100’den 10.000 kontöre kadar paketler
- Fiyatlar KDV dahil
- e-Fatura / e-arşiv / e-irsaliye uyumlu

Müşteriler Konkordato Haberini Duyunca Ne Olur?
Konkordatonun görünmeyen maliyetlerinden biri de güven kaybıdır.
Bir şirket çok iyi bir konkordato projesi hazırlayabilir.
Makineleri çalışıyor olabilir.
Siparişleri devam ediyor olabilir.
Ancak müşterileri:
“Bu firma kapanır mı?”
diye düşünmeye başlarsa yeni siparişler yavaşlayabilir.
Özellikle uzun teslim süresi bulunan sektörlerde bu daha da önemlidir.
Bir müşteri, altı ay sonra teslim edilecek özel bir makine siparişi verecekse avans ödemeden önce firmanın geleceğini sorgulayacaktır.
İşte bu yüzden konkordato yalnızca hukuk ve muhasebe yönetimi değildir.
Aynı zamanda iletişim yönetimidir.
Şirket çalışanına başka şekilde anlatmak gerekir.
Tedarikçiye başka şekilde.
Bankaya başka şekilde.
Müşteriye başka şekilde.
Piyasadan tamamen saklamak ise çoğu zaman mümkün değildir. Zaten geçici mühlet gibi önemli kararlar ilan edilir.
Dolayısıyla en sağlıklı yaklaşım, gerçek dışı iyimserlik ile gereksiz paniğin arasındaki çizgiyi koruyabilmektir.
Konkordato Tasdik Edilirse Ne Anlama Gelir?
Sürecin sonunda en önemli aşamalardan biri konkordato projesinin mahkeme tarafından tasdik edilmesidir.
Fakat alacaklıların projeyi kabul etmiş olması tek başına her zaman yeterli değildir.
Mahkeme kanunda öngörülen tasdik şartlarının yerine gelip gelmediğini değerlendirir.
Burada yine sistemin temel fikrine dönüyoruz.
Konkordato yalnızca borçlunun rahat etmesi için kurulmuş değildir.
Teklifin uygulanabilir olması ve alacaklıların kanunda korunan menfaatlerinin gözetilmesi gerekir.
Mahkeme önüne gelen projeyi değerlendirdiğinde aslında geleceğe yönelik bir karar verir.
“Bu şirket bu plana uyabilir mi?”
Diyelim ki şirket önümüzdeki üç yılda toplam 60 milyon TL ödeme yapacağını söylüyor.
Peki bunun kaynağı ne?
Faaliyet kârı mı?
Gayrimenkul satışı mı?
Yeni sermaye mi?
İhracat mı?
Ortak finansmanı mı?
Eğer şirket yıllık 3 milyon TL nakit oluşturabiliyor fakat yılda 20 milyon TL ödeme taahhüt ediyorsa, rakamların bir yerde uyuşmadığı açıktır.
Konkordato projesi temenni değil matematik olmak zorundadır.
E-Ticaret
E-Ticaret
ikas ile satışa hazır online mağaza.
- Ürün, stok ve varyant yönetimi
- Ödeme ve sanal POS entegrasyonu
- Kargo anlaşmaları panelden

Konkordato Tasdik Edildiğinde Şirket Kurtulmuş Sayılır mı?
En tehlikeli düşüncelerden biri budur.
“Tasdik çıktı, iş bitti.”
Hayır.
Aslında başka bir süreç başlar.
Şirket artık vaat ettiği ödeme planını gerçekleştirmek zorundadır.
Konkordatodan önce problem neydi?
Nakit yönetimi.
Konkordatodan sonra ne olacak?
Yine nakit yönetimi.
Aradaki fark, şirketin artık belirli bir yeniden yapılandırma planına sahip olmasıdır.
Eğer işletme eski alışkanlıklarına geri dönerse konkordatodan elde ettiği zaman çok hızlı biçimde kaybolabilir.
Gereksiz yatırımlar...
Kontrolsüz stok...
Şirket kasasından ortak harcamaları...
Ölçüsüz kredi kullanımı...
Vadelerin takip edilmemesi...
Müşteri risklerinin kontrol edilmemesi...
Bunlar devam ettiği sürece mahkeme kararı şirketi sonsuza kadar kurtaramaz.
Konkordato işletmenin finansal kültürünü değiştirmiyorsa yalnızca problemin tarihini ileri atmış olabilir.
Konkordato Başarısız Olursa Ne Olur?
Konkordato kelimesini yalnızca olumlu tarafından anlatmak da gerçekçi olmaz.
Her başvuru başarıyla sonuçlanmaz.
Her şirket toparlanamaz.
Bazen konkordato süreci başladığında işletmenin durumu düşünüldüğünden çok daha kötüdür.
Bazen satışlar beklenenden fazla düşer.
Bazen ortakların vaat ettiği sermaye gelmez.
Bazen gayrimenkuller düşünülen fiyatlara satılamaz.
Bazen şirketin en önemli müşterisi kaybedilir.
Bazen hammadde tedariki durur.
Bazen de hazırlanan proje en başından gerçekçi değildir.
Kanun, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması veya borçlunun belirli yükümlülüklerine aykırı davranması gibi durumlar için mühletin kaldırılması ve konkordato talebinin reddi dahil çeşitli sonuçlar öngörmektedir. İflasa tabi borçlular bakımından kanundaki şartlar oluştuğunda iflas sonucu da gündeme gelebilir.
Bu nedenle konkordato başvurusunu “Bir deneyelim, olmazsa bakarız” diye değerlendirmek doğru değildir.
Şirketin bütün finansal ve hukuki yapısını etkileyen ciddi bir karardır.
E-Kontör
E-Kontör
Mysoft e-belge süreçleri için kontör yükleme.
- 100’den 10.000 kontöre kadar paketler
- Fiyatlar KDV dahil
- e-Fatura / e-arşiv / e-irsaliye uyumlu

Konkordato ile Borçtan Kaçılabilir mi?
Konkordato hakkında toplumdaki en büyük önyargılardan biri de budur.
Bazı insanlar konkordatoyu borçtan kaçmanın hukuki yöntemi gibi görüyor.
Elbette her sistemde kötü niyetli girişimler olabilir.
Zaten 2026 yılında konkordato başvurularındaki belge ve raporların daha etkin denetlenmesine yönelik yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesinin gerekçelerinden biri de sistemin güvenilirliğinin artırılması ve kötüye kullanımın önlenmesidir. Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkındaki Yönetmelikte yapılan değişiklik 13 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Fakat buradan hareketle konkordato başvurusunda bulunan her işletmeye şüpheyle yaklaşmak da doğru değildir.
Gerçekten çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve geçici finansman problemi yaşayan şirketler vardır.
Bir şirketin birkaç kötü yatırım kararı vermesi onu dolandırıcı yapmaz.
Bir müşterisinin batması nedeniyle tahsilat sorunu yaşayan firma da olabilir.
Kur artışına yakalanmış olabilir.
Faiz maliyeti beklenmedik şekilde yükselmiş olabilir.
Çok hızlı büyümüş ve işletme sermayesi ihtiyacını yönetememiş olabilir.
Kötü niyet ile kötü finansal yönetim aynı şey değildir.
İkisini ayırabilmek gerekir.
Şirketler Konkordato Öncesinde Hangi Hataları Yapıyor?
Finansal kriz çoğu zaman bir gecede ortaya çıkmaz.
İşaretler aylar önceden görülmeye başlar.
Fakat şirket yöneticileri bazen bu işaretleri kabul etmek istemez.
Örneğin on yıldır sürekli büyüyen bir işletmenin sahibi için “Şirket artık nakit üretemiyor” gerçeğini kabul etmek psikolojik olarak kolay değildir.
Bunun yerine yeni kredi aranır.
Bir banka kredi vermeyince diğerine gidilir.
Limit yetmeyince şirket ortağı şahsi kredi çeker.
Kredi kartı kullanılır.
Tedarikçinin vadesi uzatılır.
Yeni çek kesilir.
Sonra başka bir finans kuruluşu devreye girer.
İlk bakışta şirket yaşamaya devam eder.
Fakat aslında borcun maliyeti giderek yükselir.
Bir noktadan sonra şirket kâr etmek için değil, yalnızca finansman maliyetini çevirmek için çalışmaya başlayabilir.
Bu durum sessiz ilerlediği için tehlikelidir.
Fabrika hâlâ açıktır.
Çalışanlar işe gelir.
Kamyonlar girip çıkar.
Ciro vardır.
Fakat kazancın büyük bölümü faiz ve geçmiş borçları çevirmeye gidiyordur.
Şirket dışarıdan yaşıyor görünürken içeride öz sermayesini tüketmeye başlayabilir.
E-Ticaret
E-Ticaret
ikas ile satışa hazır online mağaza.
- Ürün, stok ve varyant yönetimi
- Ödeme ve sanal POS entegrasyonu
- Kargo anlaşmaları panelden

Büyük Ciro Her Zaman Güçlü Şirket Demek Değildir
Konya’da ticaret sohbetlerinde ciro rakamları sık konuşulur.
“Bu firma yılda bir milyar ciro yapıyor.”
İlk anda etkileyici gelir.
Ama tek başına hiçbir şey söylemez.
Bir milyar TL ciro yapan şirket 950 milyon TL maliyetle çalışıyorsa tablo başkadır.
Bir milyar ciro yapıp müşterilerinden ortalama 180 günde tahsilat alıyor ama tedarikçisine 60 günde ödeme yapıyorsa tablo başkadır.
Ciro büyüdükçe işletme sermayesi ihtiyacı da büyüyebilir.
Bir şirket 100 milyon TL cirodan 500 milyon TL ciroya çıkarken aslında finansal açıdan daha kırılgan hale gelebilir.
Bu biraz hızlı koşmaya benzer.
Hızlandıkça daha fazla enerji gerekir.
Şirketler de büyüdükçe daha fazla stok, personel, makine, depo, araç ve finansman kullanır.
Büyümeyi finanse edecek yapı kurulmazsa başarı gibi görünen şey bir süre sonra finansal krizin sebebine dönüşebilir.
Konkordato Başvurusundan Önce Ne Yapılmalı?
Burada en kritik mesele zamanlamadır.
Şirket yöneticileri finansal problemin farkına mümkün olduğunca erken varmalıdır.
Bunun için büyük ve karmaşık sistemler kurmaya her zaman gerek yoktur.
Önünüzdeki on iki ayın gerçekçi nakit akışını görmek bile çok şey anlatabilir.
Hangi ay ne kadar para girecek?
Hangi ay ne kadar kredi ödenecek?
Çekler ne zaman geliyor?
Vergi ne kadar?
Personel maliyeti ne?
Tedarikçi borçlarının vadesi ne?
Tahsil edilemeyebilecek müşteriler kim?
Banka limitleri ne kadar?
Şirketin satılabilir fakat faaliyet için zorunlu olmayan varlıkları var mı?
Bu tablo hazırlandığında bazen sorun sanıldığı kadar büyük çıkmaz.
Bazı vadeler yeniden düzenlenir.
Bankalarla görüşülür.
Ortak sermaye koyar.
Atıl varlık satılır.
Stok azaltılır.
Tahsilat hızlandırılır.
Şirket konkordatoya ihtiyaç duymadan finansal dengesini yeniden kurabilir.
Bazen ise tablo tam tersini gösterir.
O noktada problemi gizlemek yerine uzmanlarla birlikte seçenekleri değerlendirmek daha sağlıklı olabilir.
E-Kontör
E-Kontör
Mysoft e-belge süreçleri için kontör yükleme.
- 100’den 10.000 kontöre kadar paketler
- Fiyatlar KDV dahil
- e-Fatura / e-arşiv / e-irsaliye uyumlu

Konya’da Konkordato İlanları Nereden Takip Edilebilir?
Özellikle alacaklılar açısından güvenilir bilgi kaynağı önemlidir.
WhatsApp gruplarında dolaşan mesajlar, sosyal medya paylaşımları veya “Sanayide herkes konuşuyor” cümlesi hukuki bilgi değildir.
Konkordato sürecindeki önemli kararlar resmi ilan mekanizmaları üzerinden duyurulur.
Geçici mühlet kararlarının Ticaret Sicili Gazetesi ve Basın İlan Kurumunun resmi ilan portalında ilan edilmesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Alacaklılara yönelik önemli süreler de bu ilanlarla bağlantılı olarak başlayabilir.
Bu nedenle Konya konkordato ilanlarını araştıran bir alacaklının resmi kaynaklara bakması önemlidir.
Konya Adliyesi bünyesinde de asliye ticaret mahkemeleri faaliyet göstermektedir. Adliyenin güncel birim bilgilerinde dört Asliye Ticaret Mahkemesi yer almaktadır.
Ancak herhangi bir şirket hakkında yalnızca ismini internette aratıp çıkan eski haber üzerinden karar verilmemelidir.
Geçici mühlet uzatılmış olabilir.
Kesin mühlete geçilmiş olabilir.
Talep reddedilmiş olabilir.
Konkordato tasdik edilmiş olabilir.
Dosyanın güncel aşaması ayrıca kontrol edilmelidir.
Konkordato Haberi Görünce Şirkete Mal Satılır mı?
Bu soruya herkes için geçerli tek bir cevap vermek mümkün değil.
“Kesinlikle satılmaz” demek de yanlış olur.
“Hiçbir sorun yok, satabilirsiniz” demek de.
Ticarette karar risk üzerinden verilir.
Şirket konkordato sürecinde olabilir ama yeni siparişlerini peşin ödüyor olabilir.
Üretimi güçlü olabilir.
Yeni dönemde pozitif nakit oluşturuyor olabilir.
Başka bir şirket ise görünüşte aynı aşamada bulunmasına rağmen faaliyetlerini sürdüremeyecek hale gelmiş olabilir.
Dolayısıyla tedarikçinin yeni iş yaparken eski alışkanlıklarla hareket etmemesi gerekir.
Eskiden açık hesap çalışıyorsanız yeni dönemde peşin ödeme isteyebilirsiniz.
Siparişi küçültebilirsiniz.
Teminat talep edebilirsiniz.
Müşteri risk limitinizi yeniden belirleyebilirsiniz.
En önemlisi de “Yirmi yıldır tanıyoruz, bize bir şey olmaz” düşüncesine kapılmamak gerekir.
Ticarette güven değerlidir.
Ama risk yönetiminin yerine geçmez.
E-Ticaret
E-Ticaret
ikas ile satışa hazır online mağaza.
- Ürün, stok ve varyant yönetimi
- Ödeme ve sanal POS entegrasyonu
- Kargo anlaşmaları panelden

Konya’daki Küçük İşletmeler İçin Konkordatonun Dolaylı Etkisi
Konkordato haberleri genellikle büyük firmalar üzerinden konuşulur.
Oysa asıl sessiz etki küçük işletmelerde hissedilebilir.
Konya sanayisinde büyük bir üretici yüzlerce küçük işletmeyle çalışabilir.
Torna işi yaptırır.
Lazer kesim yaptırır.
Nakliye alır.
Yemek hizmeti alır.
Ambalaj satın alır.
Yedek parça kullanır.
Temizlik şirketiyle çalışır.
İş güvenliği hizmeti alır.
Bunların her biri küçük veya orta ölçekli işletmeler olabilir.
Büyük müşteriden gelen ödeme durduğunda küçük tedarikçinin bilançosunda çok daha sert bir etki oluşabilir.
Örneğin 100 milyon TL cirosu bulunan şirket için 1 milyon TL alacak yönetilebilir olabilir.
Yıllık 5 milyon TL ciro yapan bir işletme için aynı 1 milyon TL hayati öneme sahip olabilir.
Bu nedenle şirketlerin yalnızca ne kadar satış yaptığına değil, satışın kimlere dağıldığına da bakması gerekir.
Toplam cironuzun yüzde 60’ı tek müşteriden geliyorsa aslında müşterinizin finansal riski sizin de riskinizdir.
Bu, konkordato haberlerinden çıkarılabilecek en önemli derslerden biridir.
“Konkordato Listesi” Ararken Nelere Dikkat Etmeli?
İnternette “Konya konkordato listesi”, “Konya konkordato ilan eden firmalar”, “Konya konkordato şirketleri” gibi aramalar yapılması oldukça doğal.
İnsanlar ticaret yapacakları şirketi kontrol etmek istiyor.
Fakat burada tarihe dikkat etmek gerekiyor.
İnternette yıllar önce yayımlanmış bir konkordato haberi hâlâ arama sonuçlarında çıkabilir.
O şirket çoktan konkordato sürecini tamamlamış olabilir.
Talebi reddedilmiş olabilir.
Borcunu ödemiş olabilir.
Faaliyetini normal biçimde sürdürüyor olabilir.
Dolayısıyla bir firmanın geçmişte konkordato başvurusunda bulunmuş olması ile bugün konkordato sürecinde olması aynı şey değildir.
İş dünyasında şirketlerin itibarını etkileyebilecek konularda güncel ve doğrulanabilir bilgi kullanmak özellikle önemlidir.
Bir firmanın adını yanlış biçimde “konkordatolu şirket” diye paylaşmak ciddi sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle söylenti yerine karar tarihi, mahkeme bilgisi ve güncel dosya aşamasına bakılmalıdır.
E-Kontör
E-Kontör
Mysoft e-belge süreçleri için kontör yükleme.
- 100’den 10.000 kontöre kadar paketler
- Fiyatlar KDV dahil
- e-Fatura / e-arşiv / e-irsaliye uyumlu

Konkordato Şirket İçin Başarısızlık Mıdır?
Belki de makalenin başında sormamız gereken sorulardan biri buydu.
Bir işletmenin konkordato istemesi başarısızlık mıdır?
Bazen evet, geçmişte yapılan ciddi finansal hataların sonucudur.
Bazen aşırı borçlanmanın bedelidir.
Bazen yanlış yatırımların sonucudur.
Ama her zaman hikâye bu kadar basit değildir.
Ticaret biraz denizde yol almaya benzer.
Hava her zaman aynı olmaz.
Şirket on yıl boyunca doğru kararlar verebilir ve on birinci yılda çok sert bir ekonomik koşulla karşılaşabilir.
Önemli bir müşterisini kaybedebilir.
İhracat yaptığı ülkede kriz çıkabilir.
Hammadde maliyeti bir anda artabilir.
Kredi maliyetleri hesaplananın çok üzerine çıkabilir.
Böyle dönemlerde şirket yönetiminin başarısı “Hiç problem yaşamamak” değildir.
Problemi erken görmek ve doğru çözüm üretmektir.
Bazen çözüm banka yapılandırması olur.
Bazen varlık satışı.
Bazen sermaye artışı.
Bazen küçülme.
Bazen ortaklık.
Bazen de konkordato.
Önemli olan aracın kendisini başarı ya da başarısızlık olarak görmemektir.
Sonuç önemlidir.
Konya Konkordato Sürecine Daha Geniş Bir Pencereden Bakmak
Konya üretmeyi seven bir şehir.
Sabah erken saatlerde Organize Sanayi Bölgesi’ne doğru gittiğinizde bunu görmek zor değildir.
Servisler yollardadır.
Fabrikaların ışıkları yanmıştır.
Kamyonlar yükleme yapar.
Bir yerden kaynak sesi gelir.
Başka yerde yeni bir makine hazırlanır.
Şehir ekonomisinin önemli bir bölümü gerçek üretim ve ticaret üzerinden hareket eder.
Fakat üretmek tek başına şirketi ayakta tutmaya yetmez.
Finansı da yönetmek gerekir.
Belki konkordato tartışmalarının işletmelere verdiği en önemli mesaj budur.
Bir şirketin kasasını yönetmek, fabrikasını yönetmek kadar önemlidir.
Satış yapmak kadar tahsilat yapmak önemlidir.
Ciro kadar kârlılık önemlidir.
Kârlılık kadar nakit önemlidir.
Yeni yatırım kadar borç ödeme kapasitesi önemlidir.
İyi günlerde hazırlanan sağlam bilanço, kötü günlerde şirketin en büyük güvencesidir.
Konkordato ise bu denge bozulduğunda devreye girebilen hukuki araçlardan biridir.
Ne mucizevi bir kurtuluş reçetesidir ne de başlı başına bir iflas ilanıdır.
Doğru şirket için doğru zamanda kullanıldığında ekonomik faaliyetin devamına imkan sağlayabilecek bir yeniden yapılandırma yolu olabilir.
Yanlış zamanda, gerçekçi olmayan rakamlarla ve yalnızca borçları biraz daha ertelemek amacıyla kullanıldığında ise problemi çözmek yerine büyütebilir.
Bu yüzden Konya’da konkordato araştıran bir şirket sahibi için ilk soru “Başvuruyu nasıl yaparım?” olmamalı.
Daha doğru soru belki şudur:
“Şirketim gerçekten yaşatılabilir mi ve yaşatılabiliyorsa bunun finansal planı nedir?”
Alacaklı açısından soru biraz farklıdır:
“Bu şirketin sunduğu plan benim alacağımı hangi şartlarda ve ne ölçüde koruyor?”
İki tarafın cevabı aynı olmak zorunda değildir.
Zaten konkordato hukukunun zor tarafı da budur.
Bir masanın iki tarafında farklı çıkarlar vardır.
Bir tarafta yıllardır kurduğu şirketi yaşatmaya çalışan borçlu...
Diğer tarafta verdiği malın veya hizmetin parasını almak isteyen alacaklı...
Ortada çalışanlar, bankalar, müşteriler ve diğer paydaşlar...
Mahkeme ve konkordato komiserleri ise bu karmaşık yapının kanun çerçevesinde ilerlemesini sağlamaya çalışır.
Sonuçta ticaret rakamlardan oluşuyor gibi görünse de arkasında insanlar vardır.
Ödenmeyen her çek başka bir işletmenin kasasına dokunur.
Kapanan her fabrika çalışanların hayatına dokunur.
Kurtarılan her sürdürülebilir işletme ise yalnızca şirket sahibini değil, onunla birlikte çalışan onlarca hatta yüzlerce kişiyi etkiler.
Bu nedenle “Konya konkordato” konusu yalnızca hangi firmanın konkordato ilan ettiğini merak etmekten ibaret değildir.
Asıl mesele, işletmelerin finansal sıkışıklıkla karşılaştığında hangi hukuki ve ekonomik yolların bulunduğunu anlamaktır.
Konkordato da bu yolların en ciddi olanlarından biridir.
Fakat her ciddi finansal kararda olduğu gibi burada da söylentiden çok belgeye, umuttan çok hesaplamaya ve aceleden çok doğru analize ihtiyaç vardır.
Şirket açısından bazen birkaç ay önce alınan doğru karar yılların emeğini koruyabilir.
Alacaklı açısından zamanında yapılan bir bildirim veya doğru dosya takibi büyük bir alacağın kaderini değiştirebilir.
Ve belki bütün meselenin özeti de burada yatıyor.
Konkordatoda zaman yalnızca verilen bir mühlet değildir.
Doğru kullanılması gereken ekonomik bir değerdir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Konkordato dosyaları borcun ve alacağın niteliğine, şirketin hukuki yapısına, teminatlara ve somut mahkeme kararlarına göre farklı sonuçlar doğurabileceğinden, gerçek bir dosyada karar alınmadan önce konkordato ve icra-iflas hukuku alanında çalışan bir hukukçudan profesyonel destek alınması gerekir.
E-İmza
E-İmza
Yaklaşık 15 dakikada hazır. Ofisten teslim.
- Bireysel ve kurumsal başvuru
- Belge hazırlığı ve takip
- Kimlik doğrulama yönlendirmesi

Bu konuyla ilgili
Muhasebe ürününü inceleyin
Yazıdaki süreci birlikte uygulayalım. Teklif ve kurulum desteği Meatek’te.
0332 409 89 75·0850 307 58 56
